SCHENGEN VİZELERİ
VİZESİNİ ALDIĞIMIZ ÜLKELER
hacc fiyatlarımız
UMRE FIYATLARI
RAMAZAN UMRESİ PROGRAMLARI
HACC
=> HAC İLE İLGİLİ AYETLER
=> HACCIN ÇEŞİTLERİ
=> HACCIN ŞARTLARI
=> HACCIN RÜKUNLERİ
=> HACCIN VACİPLERİ
=> HACCIN SÜNNETLERİ
=> HACCDA KADINLAR
=> HACDA VEKALET
=> NE NASIL YAPILIR
=> MEDİNE-İ MÜNEVVERE ZİYARETİ
=> EFENDİMİZİ ZİYARET
=> RASULULLAH'IN HAC VE UMRESİ
UMRE
VİZE HAKKINDA
KONSOLOSLUKLAR
TERCUME FİYATLARIMIZ
İletişim
Ziyaretşi defteri
Hakkımızda
 

RASULULLAH'IN HAC VE UMRESİ

 

RASULULLAH'IN HAC VE UMRESİ

 

Peygamberin (s.a.v.), hicretten önce birçok haccı vardır. Hicretten sonra sadece bir defa haccetmiştir ki o da:Veda haccı denilen hacdır.[1]

 

Rasulullahın İhrama Girmesi

984) îbn Ömer şunu söyledi:

"Hayvanı gitmek üzere kalkıştığında Rasulullah (s.a.v.) Zulhuleyfe mescidi tarafından telbiye getirdi (Lebbeyk! Âllahumme Lebbeyk! dedi)."[2]

 

Rasulullahın Telbîyesi

 

985) İbri Ömer şöyle dedi:

Rasulullah'm (s.a.v.) teîbiyesi şuydu: Lebbeyk! Âllahumme Leb­beyk! Lebbeyk! Lebbeyk lâ şerike leke lebbeyk, innel-hamde ve'n-ni'mete leke ve'1-mulke, lâ şerike leke = Buyur Allah'ım! Buyur! Buyur, senin ortağın yoktur, buyur! Hamd sanadır. Nimet senindir, mülk de senindir. Senin ortağın yoktur"?[3]

 

Rasulullah'ın Arefe Günü Yaptığı Dua

986) Âmr îbn Şuayb'm dedesi şöyle dedi: Peygamber (s.a.v.):

"En hayırlı dua, Arefe gününde yapılandır. Benim ve benden ön­ceki peygamberlerin söylediklerinin en hayırlısı: Lâ ilâlıe illa'llahu vah-dehu lâ şerike lehu, lehul-mulku ve lehu'l-hamdu ve huve âlâ külli şey'in kadir"dir, dedi.[4]

987) Ibn Abbas, Ibn Mirdas'tan şunu nakletti:

Peygamber (s.a.v.), Arefe akşamı ümmetini bağışlaması için Al­lah'a dua etti. Ona şöyle cevap verildi:

"Zulmeden kimse hariç ben sizi bağışladım. Çünkü ben mazlumun hakkım ondan alırım." Peygamber (s.a.v.):

"Rabb'im! Sen dilersen, mazluma hayır ihsan eder, zalimi bağış­larsın" dedi.

O akşam Peygamber'e cevap vermedi. Sabah olunca Rasulullah (s.a.v.) Muzdelife'de o duayı tekrarladı. İstediği şey kabul edildi. Rasu-lulîah (s.a.v.) güldü (veya gülümsedi).

Ebu Bekr (veya Ömer) şöyle dedi:

-Bu, senin gülmediğin bir vakittir. Seni güldüren nedir? Allah'ın seni güldürmesinin sebebi nedir? Peygamber (s.a.v.):

"Allah'ın düşmanı İblis, Allah'ın benim duamı kabul edip ümmeti­mi bağışladığını öğrenince, toprak alıp başıma saçmaya ve yazıklar ol­sun diye sızlanmağa başladı. Ben de onun hareketine güldüm" diye cevap verdi.[5]

 

Rasulullah'ın Kurbanını Kendi Eliyle Kesmesi

 

988) Enes şöyle rivayet etti:

"Rasulullah, kurbanım kendi eliyle kesti ve ona tekbir getirdi."

989) Enes şunu söyledi:

"Rasulullah (s.a.v.) iki beyaz ve boynuzlu koçu kurban ediyordu. Besmele çekiyor ve tekbir getiriyordu, Onu, ayağını, her birinin boynunun üzerine koyarak eliyle onları keserken gördüm." [6].

 

990) Cabir şöyle anlattı:

Rasulullah (s.a.v.), beyaz, boynuzlu ve burulmuş iki koçu kurban etti. Birisini getirip:

- "Bismillahi va'llahu ekber. Allahumme minke ve ileyke (Allah'ım! Senden ve sana), ümmetim namına, senin bir olduğuna şehadet eden kimseler, benim tebliğci olduğuma (peygamberliğime) şehadet eden kimseler namına" dedi. Sonra öbürünü getirip:

-  "Bismillahi va'llahu ekber. Allah'ım Muhammed ve Al-u Mu-hammed (Muhammed'in ailesi) namına, senden ve sana" dedi.[7]

 

Rasulullah'ın Kâbevi Tavafı Ve Haceri Esved'î Îstilam Etmesi (El Sürmesi, El Süremezse El İşaretiyle Öper Gibi Yapması, Okşaması)

 

991) îbn Abbas anlattı;

Rasulullah (s.a.v.) Beyt'i (Kabe'yi) tavaf etti. Bastonuyla Hacer-i Esved'i istilam etti. Daha sonra, su çıkarılan yere geldi. Amca oğullan oradan su çıkarıyorlardı:

- "Bana su verin" dedi. Kova ona verildi ve suyu içtikten sonra:

"Halk bunu bir ibadet edinmeseydi ve bu konuda size üstün gel­meseydi, ben de sizinle birlikte su çıkarırdım" dedi. Daha sonra gidip Safa ile Merve arasında sa'y yaptı.[8]

 

Rasulullahınrükn-İyemanî'yi[9] İstilam Etmesi

992) îbn Abbas şöyle dedi:

Rasulullah (s.a.v.) Rükn-i Yemanî'yi Öper ve yanağını onun üzerine koyardı."[10]

 

Rasulullahtv Safa İle Merve Arasında Sayetmesi

993) Habibe Bint Ebu Tecrah şunu anlattı: Rasulullah'ı sa'yederken seyrettim. Ashabına şöyle diyordu:

'Sa'yedin! Çünkü Allah sa'yi size farz kıldı. Çok hızlı koştuğu için, izann, karnının etrafına dolaştığını gördüm. Hatta, koltuk altının be­yazlığını ve uyluğunu da gördüm."[11].

 

Rasulullahın Cemre Atması

994) el-Fadl Ibn Abbas şunu söyledi:

"Rasulullah (s.a.v.), Akabe'de cemre atarken telbiyede bulundu." Ayrıca şunu söyledi:

"Yedi çakıl attı ve her çakıl atışında tekbir getirdi."[12].

 

Rasulullahın Kabe'ye Girmesi

995) îbn Abbas şunu anlattı:

Rasulullah (s.a.v.) Beyt'e girdiğinde, her tarafında dua etti. Ama çıkıncaya kadar namaz kılmadı, Dışarı çıkınca, Kâ'be'nin önünde iki re­kat namaz kıldı ve:

'İşte kıble budur" buyurdu.

996) İbn Ömer şöyle anlattı:

"Rasulullah, beraberinde Usame, Bilal vo Osman îbn Ebî Talha olduğu halde Beyt'e girdi. Kapıyı uzun süre üzerlerine kapattıktan sonra açıldı. İçeriye ilk giren ben oldum. Bilal'la karşılaştım ve:

-Rasulullah (s.a.v.) nerede namaz kıldı? dedim. Bilal:

-İki ön direk arasında cevabım verdi. Fakat kaç rekat namaz kıl­dığını ona sormayı unuttum.[13]

 

Rasulullah'ın Veda Haccındaki Hutbesi

997) İbn Abbas şunu anlattı: Rasulullah (s.a.v.) şöyle sordu:

- "Ey insanlar! Bu, hangi gündür?" Ashab:

- Haram gündür diye cevap verdiler.

- "Bu, hangi beldedir?"

- Haram beldedir,

- "Bu hangi aydır?"

- Haram aydır. Rasulullah (s.a.v,):

- "Sizin mallarınız, kanlarınız, ırzlarınız, birbirinize şu beldenizde, şu ayınızda, şu gününüzün haram olduğu gibi haramdır" dedi.

Bunu birkaç defa tekrar ettikten sonra başını göğe kaldırıp üç defa:

"Allah'ım! Tebliğ ettim mi?" dedi. Sonra şunu da ilave etti:

"Burada bulunan bulunmayana tebliğ etsin. Sakın benden sonra birbirinizin boyunlarını vuran kafirlere dönmeyin."[14]

 

998) Ebu Şureyh el-Adevî şöyle anlattı:

Rasulullah (s.a.v.) Mekke fethinin ertesi günü kalkıp Allah'a hamd ve senada bulunduktan sonra şöyle dedi:

"Mekke'yi Allah, haram etti. Onu insanlar haram etmemiştir. Bundan dolayı Allah'a ve ahiret gününe iman eden kimsenin, orada kan dökülmesi ve ağaç kesmesi helal değildir. Eğer, Rasulullah (s.a.v.) (Mekke'de) savaştı diye ruhsat tarafına kaçan birisi olursa ona: Aziz ve Celil olan Allah, Rasûlü'ne izin vermiştir. Size izin vermemiştir, deyin. Bana da ancak bir günün bir saati içinde izin verdi. Ondan sonra bu-günjrii haramîığı dünkü haramhğı derecesine döndü. (Bu söylediklerimi) burada hazır olanlar, olmayanlara tebliğ etsin."[15]

 

999)  Ebu Nadre, Mina'da Eyyam-ı teşrikin (Kurban kesme gü-. nünden sonra üç gün) ortasında, Rasulullah'in (s.a.v.) bir deve üzerinde verdiği hutbe esnasında bulunan kimse, bana Rasululiah'ın (s.a.v.) şun­ları söylediğini anlattı:

 

"Ey insanlar! Dikkat edin! Sizin Rabbi'niz birdir. Dikkat edin! Si­zin babanız birdir. Dikkat edin! Hiçbir Arab'ın Arap olmayana üstünlü­ğü yoktur. Dikkat edin! Siyahın kırmızıya üstünlüğü ancak takva iledir. Dikkat edin! Tebliğ ettim mi?

 

-Evet, dediler. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.):

-   "Burada bulunanlar, bulunmayanlara tebliğ etsinler"  dedi.[16]

1000) Ebu Umame şöyle dedi:

 

Rasulullah'ın Veda haccı hutbesinde şöyle dediğini duydum:

 

- "Allah'tan korkun, beş vakit namazınızı kılın, Ramazan ayındaki orucunuzu tutun, mallarınızın zekatını verin, ulul-emrinize (idarecile­rinize) itaat edin ki Rabbi'nizin Cennet'ine giresiniz.[17]".

 

Rasulullah1n Haccının Toplu Olarak İfadesi

1001)  Ca'fer Ibn Muhammed'in babası şunu nakletti: Cabir îbn Abdillah'a: Bana, Rasulullah'ın haccmı haber ver, dedim. O da şöyle anlattı:

Rasulullah (s.a.v.) dokuz sene haccetmeden bekledi. Onuncu sene: Rasulullah (s.a.v.) hacca gidecek diye ilan edildi. Medine'ye pek çok in­san geldi. Herkes Rasulullah'a (s.a.v.) uymak istiyor, O'nun gibi amel etmek (hareket etmek) istiyordu.

O'nunla birlikte çıktık ve nihayet Zulhuleyfe'ye geldik. Rasulullah (s.a.v.) mescidde namaz kıldı ve devesi Kasva'ya bindi.

Devesinin üzerinde Bey da düzlüğüne çıktığında gözümün alabil­diği kadar uzaklara baktım ki, O'nun önünde, sağında, solunda ve ar­kasında binitli ve yaya insanların akıp gittiği görülüyordu.

Kelime-i tevhidle birlikte:

"Lebbeyk Allahumme! Lebbeyk, lebbeyk, lâ şerike leke,1 lebbeyk! înne'l-hamde ve'n-ni'mete leke ve'1-mulke, lâ şerike" diyerek telbiye ge­tirdi.

Rasulullah (s.a.v.) telbiyesine devam etti. O'nunla birlikte Beyt'e (Kâbe'ye) varınca, rüknü istilam etti. Üç tur hızlı, dört de adi yürüyüşle tavaf yaptı. Sonra ibrahim'in (a.S.) makamına vardı ve: "İbrahim'in ma­kamından namazgah edinin"[18]  ayetini okudu, iki rekat namaz kıldı. Sonra rükne döndü ve onu istilâm etti.

 

Sonra, kapıdan Safa'ya çıktı. Safa'ya yaklaşınca:

- "Safa ile Merve Allah'ın şeairindendir"[19] ayetini okudu ve:

- "Allah'ın başladığından başlıyorum" diyerek Safa'dan başladı, onun üzerine çıktı. Beyt'i görünce Kıble'ye yöneldi ve:

"Lâ ilahe illallahu vahdehu, lâ şerike lehu (Allah'tan başka ilah yoktur. O, tektir, ortağı yoktur) va'dini yerine getirdi. Kulunu muzaffer kıldı. Tek başına bütün kabileleri yendi" dedi.

 

Sonra Merve'ye indi. Ayakları vadinin ortasına indiğinde hızlıca yürüdü. Ayakları vadiden çıkınca mutad olan yürüyüşüne devam etti.

 

Nihayet Merve'ye geldi. Merve'de de Safa'da yaptığı gibi hareket etti. Merve'de son tavafını yaparken:

 

- "Arkamda bıraktığım iş tekrar karşıma çıksaydı, hedyi (kurban­lığı) getirmez, bu haccı umre yapardım" dedi.

 

-Bunun üzerine Suraka îbn Malik Ibn Cu'şum ayağa kalkarak:

 

-Ya Rasulellah! Bu iş, bu senemize mi mahsus, yoksa ilelebet de­vam edecek mi? diye sordu. Rasulullah (s.a.v.) parmaklarını birbirine kenetleyerek iki defa:

 

- "Umre, hacca dahil olmuştur. Hayır, ebedî olarak devam edecek­tir" buyurdu.   

 

Hz. Ali, Yemen'den, Rasulullah'm develerini getirdi. Fatıme'yi de ihramdan çıkanlar arasında buldu. O, boyalı elbise giymiş ve sürme çe­kinmişti. Hz. Ali, Fatıme:nin yaptığını beğenmedi ama Fatıme:

 

-Bunu bana babam emretti, dedi. Peygamber (s.a.v.) Ali'ye: -"Sen hacca niyetlenirken ne dedin?" dedi. Hz, Ali:

 

-Ben: Allah'ım! Rasulü neye niyetlendiyse ben de ona niyet ettim, cevabım verdi. Rasulullah (s.a.v.):

 

- "Benim yanımda hedyim var. Sen ihramdan çıkma" buyurduk

 

Hz. Ali'nin Yemen'den getirdigiyle (kurbanlıklarla) Rasulullah'ın (s.a.v.) getirdiğinin sayısı yüzdü.

 

Bütün cemaat ihramdan çıkıp saçlarını kısalttılar. Yalnız Pey­gamber ile yanlarmda hedy bulunanlar müstesnaydı.

 

Terviye günü gelince, Mina'ya doğru yöneldiler ve hacca yöneldiler. Rasulullah (s.a.v.) inip onlara, öğle, ikindi, akşam, yatsı ve sabah na-ınazlarmı kıldırdı.

 

Sonra güneş doğuncaya kadar biraz bekledi. Kıldan bir çadır ku­rulmasını emretti. Nemira denilen yerde, ona kıldan bir çadır kuruldu. Rasulullah (s.a.v.) yola çıktı. Kureyşliler, kendilerinin cahiliye devrinde yaptıkları gibi, onun da Meş'ar-i Haram'da duracağında şüphe etmiyor­lardı. Halbuki Rasulullah (s.a.v.) o yeri geçerek Arafat'a vardı. Nemira denilen yerde çadırının kurulduğunu gördü ve oraya indi. Güneş zevale yönelince, Kasva'nın hazırlanmasını emretti ve hayvana semer vurul­du.

 

Urane vadisine geldi ve cemaata şöyle hitab etti:

 

- "Şüphesiz, kanlarınız ve mallarınız, şu beldenizde, şu ayınızda, şu gününüzün haram olduğu gibi birbirinize haramdır.

 

Dikkat edin! Cahiliye devrine ait her şey ayaklarımın altına ko­nulmuştur. Cahiliye devri kan davaları kaldırılmıştır. Bize ait olan kan davalarından ilk kaldırdığım dava, tbn Rabîa İbnu'l-Haris'in kan dava­sıdır. O (İbn Rabîa), Benî Sa'd kabilesinde süt anadaydı. Onu Huzeyl kabilesi öldürdü. Cahiliye devrinin ribası kaldırılmıştır. îlk kaldırdığım riba (faiz), bizim (yani) Abbas îbn Abdilmuttalib'in ribasıdır. Bu ribanm tamami kaldırılmıştır.

 

Kadınlar hakkında Allah'tan korkun. Çünkü siz onları Allah'ın e-maneti olarak aldınız ve Allah'ın kelimesiyle kendinize helal kıldınız. Sizin, onlar üzerindeki hakkınız; döşeklerinizi, istemediğiniz kimseye çiğnetmemeleridir. Bunu yaparlarsa, onları zarar vermemek şartıyla dövün. Onların sizin üzerinizdeki hakkı da, yiyeceklerini ve giyecekle­rini örfe uygun olarak vermenizdir.

 

Size öyle birşey bıraktım ki, ona sımsıkı sarılırsamz bir daha asla sapmazsınız. Bu, Allah'ın kitabıdır. Size, ben sorulacağım, acaba ne di­yeceksiniz?

 

Sahabiler:

-Risaleti tebliğ edip vazifeni yaptığına ve nasihatta bulunduğuna şehadet ederiz, dediler.

Bunun üzerine, şehadet parmağını semaya kaldırıp onunla insan­lara işaret ederek, üç defa:

- "Allah'ım Şahid ol!" dedi. Sonra ezan okuyup kamet getirdi. Öğle ve ikindi namazını kıldı. Bu ikisi arasında başka namaz kılmadı.

 

Sonra Rasulullah (s.a.v.) hayvanına binerek vakfe yerine geldi. Devesi Kasva'nın göğsünü kayalara çevirdi. Yayaların toplandığı yeri önüne aldı ve kıbleye döndü. Güneş batmcaya kadar vakfe halinde kaldı. Güneşin sarılığı biraz gitti. Nihayet güneş tamamıyla battı. Usame'yi hayvanın arkasına aldı.

Rasulullah (s.a.v.) yola çıktı. Kasva'nın yularını o kadar kaşınıştı ki, nerdeyse onun başı, semerinin altındaki deriye çarpıyordu. Sağ eliyle de:

- "Ey cemaat! Sükûneti muhafaza edin, sükûneti" diye işaret e diyordu.

Kum tepeciklerinden birine geldikçe, hayvanın dizginini düze çı­kıncaya kadar biraz gevşetiyordu. Nihayet Müzdelife'ye geldi. Orada akşamla yatsıyı bir ezan, iki kametle kıldı. Aralarında hiçbir nafile na­maz kılmadı.

Daha sonra Rasulullah (s.â.v.) fecir doğuncaya kadar yattı. Sabah aydınlanınca, bir ezan ve bir kametle sabah namazını kıldı.

 

Daha sonra Kasva'ya binip Meş'ar-i Haram'a geldi. Kıbleye döne­rek Allah'a dua etti. Tekbir getirdi. "Lâ ilahe illallah" ve "Lâ ilahe illa'llahu vahdehu lâ şerike leh" dedi. Ortalık tamamen aydınlanmcaya kadar vakfeye devam etti.

 

Güneş doğmadan yola çıktı. Terkisine el-Padl Ibn Abbas'ı aldı. Batn-ı Muhassir'e geldi. Hayvanı biraz sürdü. Sonra büyük cemreye çı-' kan orta yolu tuttu. Nihayet ağacın yanındaki cemreye vardı. Orada yedi ufak taş attı. Her birini atarken tekbir getiriyordu. Bunlar, atılan ufak taşlar gibiydi. Onları vadinin içinden attı. Sonra kurban kesme yerine giderek, kendi eliyle altmışüç deve kesti. Sonra (bıçağı) Ali'ye verdi. Geri kalanını da o boğazladı. Ali'yi hedyine ortak etti. Sonra her deveden bir parça alınmasını emretti. Bunlar bir çömleğe konulup pişirildi. İkisi de develerin etinden yeyip çorbasından içtiler.

 

Ondan sonra Rasulullah (s.a.v.) devesine bindi ve Beyt'e gitti. Mekke'de öğle namazını kıldı.

 

Zemzem şakiliği (dağıtıcılığı) yapan Abdulmuttalib oğullarına gitti ve onlara:

 

- "Abdulmuttalib oğulları! Suyu çıkarın! Su çıkarmanız konusun­da, başka kimselerin size üstün gelmeleri olmasaydı, bende sizinle bir­likte çıkarırdım" dedi. Ona bir kova su yerdiler. Rasulullah da (s.a.v.) bu sudan içti.[20]

 

Rasulullah'ın Umrelerinin Sayısı

 

1002) Enes şunu anlattı:

Rasulullah (s.a.v.) bir defa haccetmiş, dört defa umre yapmıştır. Bir umresi, Hudeybiye sırasındadır. Bir umresi, Medine'den, Zilkade[21] ayındadır. Bir umresi, Cirane'den, Huneyn ganimetleri taksim e-dildiğindedir. Bir umresi de haccıyla birliktedir.[22]

 

--------------------------------------------------------------------------------

 [1] Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 433.

 [2] Buharî, Sahih, kitabu'l-hac, bab:23,24,28, kitabu'l-cihad, bab: 53; Müslim, Sahih, kitabu'1-hac, hadis: 20,21,28; Ebu Davud, Sünen, kitabu'l-menasik, bab: 14,21; Nesaî, Sünen, kitabu'i-menasik, bab: 54, 56, 64, 67, 143; Darımî, Sünen, kitabu'l-menasik, bab: 82; Malik, Muvatta, kitabu'l-hac, hadis: 29,33; İmam Ahmed, Musned, !/260,11/18,36, İli/320,378.

Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 433.

 [3] Buharî, Sahih, İl/170, VII/209; Müslim, Sahih, kitabu'l-hac, bab:3,19; Ebu Davud, Sünen, 1812,181 ?,Tirmizî, Sünen, 825; Nesaî, Sünen, kıiabu'l-hac, bab: 54: ibn Mace, Sünen, 2915,2918,3074; İmam Ahmed, Musned, I/267,401, U/77,401; Beyhakî, Sünenu'l-Kuhra, W 44,45, VII/48, Darekutnî, Sünen, II/225; Tarihu'l-Hatib, lil/73, V/55,282, VI/45.

Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 433.

 [4] Tirmizî, Sünen, 3585; Munzirî, Terğib ve't-Terhib, 11/419; Zebidî, hhafu's-Sadetı'l-Muttakîn, İV/373; Tebrizî, 2598, 2599; Nevevî, Ezkâr, 157.

 [5] İbn Mace, Sünen, 3013; Beyhakî, Sünenu'l-Kubra, V/113; Munzirî, Terğib ve't-Terhib, li/202; Suyutî, Durru'l-Mensur, I/230; Tebrizî, Mişkatu'l-Mesabih, 2603; Suyutî, ei-Leâlİl-Masnu'a, 11/122, 123 (Suyutî bunu, Ebu'l-Ferec İbnu'l-Cevzi'nin Mevzuat'ına göre ri­vayet etti ve bu konuda onu tenkit etti).

Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 434.

 [6] Buharî, Sahih, kitabu'l-hac, bab: 117, 119; kitabu'f-edahi, bab: 7, 13, 14; Müslim, Sahih, kitabu'l-edahi, bab: 17, 18; TİrmİzT, Sünen, kitabu'l-edahi, bab: 2, Nesaî, Sünen, kita-bu'd-dahaya, bab: 14, 28, 29, 30, 31; İbn Mace, Sünen, kitabu'l-edahi, bab: 1; İmam Ahmed, Musned, IH/99,115,183,189; 211, 214,222, 255, 258,268,272,279, VI/137, 220,225,391.

 [7] İmam Ahmed, Musned, IU/375.

Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 434-435.

 [8] imam Ahmed, Musned, I/24S.

Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 435.

 [9] Rükn-i Yemani: Hacer-İ Esved'in bulunduğu köşeyle ondan sonraki köşenin a-dıdır. (Mütercimin notu).

 [10] Darekutnî, Sünen, II/290; Heysemî, Mecmau'z-Zevaİd, IİIY241.

Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 435.

 [11] Hakim, Müstedrek, İV/70; Bağavî, Şerhu's-Sunne, Vil/141; Ebu Nuaym, Hılye-tu'l-Evliya, IX/159; İbn Adiyy, el-Kamü, İV/1456; Ibn Sa'd, Tabakatu'l-Kubra, VIII/180; İmam Ahmed, Musned, VI/422.

Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 436.

 [12] Buharî, Sahih, İ/110; Musiım, Sahih, kitabu'l-hac, hadis: 395; Nesaî, Sünen, MI 220; İmam Ahmed, Musned, V/209, 210; Beyhakî, Sünenu'l-Kubra, il/329, 330; Hakim, MOs-tedrek, i/479; Abdurrezzak, Musannef, 9056; Taberanı, Mu'cemu'l-Kebir, XI/303, Xi!/20; Da-rekutnî, Sünen, il/52; İbn Huzeyme, Sahih, 432,3004,3015; Bağavî, Şerhu's-Sunne, il/334.

Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 436.

 [13] Buharî, Sahih, kttabu's-salah, bab: 96; Müslim, Sahih, kitabul-hac, haaıs: 391; imam Ahmed, Musned, 11/33. 55.

Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 436.

 [14] Buharı, Sahih, 1/26, 11/215, V/224, VII/130; Müslim, Sahih, kitabu'l-kasame, ha­dis: 29, 30, 31; Tirmizî, Sünen, 2159; Ebu Davud, Sünen, krtabu'l-menasik, bab: 70; İbn Mace, Sünen, 3058; İmam Ahmed, Musned, V/37, 40; Beyhakî, Delailu'n-Nubuvve, V/442; Sünenu'l-Kubra, V/139; Hakim, Müsîedrek, 11/331.

 [15] Buharı, Sahih, krtabu'l-ilm, bab: 37; cenaiz, bab: 76; hac, 43, sayd, bab: 8-10; buyu', 28; İmam Ahmed, Musned, İV/31, İV/385; Beyhakî, Sünenu'l-Kubra, VII/60, IX/212; İbn Hacer, Fethu'l-Bari, l/l 67, İV/47, Vlll/20.

 [16] imam Ahmed, Musned, V/411; Ebu Nuaym, Hılyetu'l-Evliya, 111/100.

 [17] İmam Ahmed, Musned, V7251; Zebidî, İthafu's-Sadeti'l-Muttakîn, İV/187.

Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 437-438.

 [18] Bakara Suresi, 125.

 [19] Bakara Suresi, 158.

 [20] Buharı, Sahih, V/142; Müslim, Sahih, kitabu'z-zikrve'cl-dua, bab: 18; İmam Ahmed, Musned, M/307,341; Beyhakî, Delailu'n-Nubuvve, İM/456; Ebu Nuaym, Hılyetu'l-Evliya, VII/244, IX/224. Lafız Müslim'e aittir. (Sahih, kitabu'z-zikr veJd-dua, bab: 18).

 

Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 438-441.

 [21] Aslında: Zilhİcce'dir. Bu haladır.

 [22] Buharî, mağazi, bab: 35; MusÜm, hac, hadis: 217, 220; Ebu Davud, menasik, bab: 79; Tirmizî, hac, bab: 6,7; İbn Mace, menasik, bab: 50; Darimî, menasik, bab: 39; İmam Ahmed, Musned, !/24 ., 321, H/139, 111/134, 256, İV/298.

 

Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 441


Bugün 2 ziyaretçi (15 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=